#Ilaç

Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi - Ilaç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ilaç haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Eczacıların Kar Oranı Kaybı Giderilecek Haber

Eczacıların Kar Oranı Kaybı Giderilecek

Eczacılar, sattıkları ilacın fiyatına göre kar oranı alıyorlardı. Mevcut uygulamada ellerindeki ilaçların fiyatına belirlenecek oranı aşan bir zam geldiğinde, aynı ilaç için eczacının kar oranı da düşüyordu. Bu durum eczacılara ciddi oranda kar kaybı sorunu getiriyordu. Edirneli Eczacı Şükrü Ciravoğlu bu yeni yürürlüğe giren uygulama ile bu sorunun kısmen de olsa çözüldüğünü söyledi. Avro kurunda artış hangi yüzdeyle olduysa, aynı oranda bir üst kademeye atlatılarak kar kaybının zararın önleneceğini söyleyen Ciravoğlu; “Bu konu eczacılar için ciddi bir sorun haline gelmişti. Özellikle son 1-2 yıl içerisinde ciddi bir kayba yol açmıştı eczane ekonomileri için de. Ülkemizde ilaç fiyatlarında uygulanan kar oranı, 2004 yılına kadar sabit bir orandı. Yani alış fiyatının üzerine yüzde 25 kar hesabıyla Sağlık Bakanlığı'nca belirlenen bir fiyattı. Ama 2004'te çıkan kararnameyle o yıldan bugüne kadar belirlenen bir Avro kuru ilaç fiyatı belirleniyor. Kar oranlarını da bakanlık Cumhurbaşkanı kararnamesiyle belirliyor. Burada tek bir kar oranı yok. Kademeli oran var. Yani ilaç ucuzken olan fiyatıyla, pahalı ilacınki arasında aynı kar oranı yok. Ucuz ilaçta daha yüksek gözüken kar oranı fiyat arttıkça düşüyor. Şu anda uygulanan kademelere göre fiyatı 328 liraya olan ilaçlarda alış fiyatı üzerinden yüzde 28 bir kar söz konusu. Deponun karını da bakanlık ayrıca belirlemiş oluyor. Kar oranı 328 ile 657 arasında fiyat olan ilaçlarda yüzde 18'e düşüyor. 657 liranın üzerindeki fiyatlarda da yüzde 13 kar oranı uygulanıyor” dedi. “GİDERLER ECZANE EKONOMİLERİNİ CİDDİ SIKINTIYA SOKUYOR” Giderlerin eczane ekonomilerinde ciddi sıkıntılara sebep olduğunu belirten Ciravoğlu; “Son 2 yılda enflasyondaki ciddi artışlar sonucunda ilaçlara ciddi artışlar gelmeye başladı. Yılda 1 veya maksimum 2 defa ufak tefek güncellemeler geliyordu. Şimdi ciddi bir fiyat artışı söz konusu. İlacın fiyatı arttıkça bu saydığımız kademelerden bir üsttekine atlama olasılığı fazla, birçok ilaç bir üst kademeye atlıyor. Dolayısıyla yüzde 28 olan kar 18'e düşüyor, yüzde 18 olan kar yüzde 13'e düşüyor. Eczanenin kendi bütçesinden, ekonomisinden yemiş oluyor. Bunu mecburen kompanse etti eczaneler ama artık dayanılacak noktayı aştı. Artık birçok meslektaşımız ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldı. Çünkü sürekli kar oranı düşüyor. Zaten perakendecilik için çok yüksek kar oranları değil bunlar alış fiyatı baz alındığında. Giderler sürekli artıyor bir taraftan. Dolayısıyla eczane ekonomilerini sıkıntıya soktu. Şimdi bundan sonraki kayıpların önüne geçilmiş olacak. En azından o kâr oranları, o Avro kurunda artış hangi yüzdeyle olduysa burada da aynı oranda bir üst kademeye atlatılarak kar kaybı, zarar önlenecek. Şu anda rahat nefes almak biraz zor gibi ama en azından şimdilik durumu kurtarma anlamında düşünebiliriz bunu. Durumu koruma gibi. Sadece eczacılık sektöründe değil, genel ekonomide herkes durumu koruyabilme derdinde” ifadelerini kullandı. ŞENER ŞENTÜRK

Edirneli Eczacı 50 Yıldır Hazırladığı İlaçlar ile Şifa Dağıtıyor Haber

Edirneli Eczacı 50 Yıldır Hazırladığı İlaçlar ile Şifa Dağıtıyor

Edirne’de eczacılık yapan Şükrü Ciravoğlu, eczacıların doktor reçetelerine uygun olarak hazırladığı yapma ilaçlar ile Edirnelilerin dertlerine derman olmaya çalışıyor. Mesleğe başladığı tarih 1975’ten bu yana yapma ilaç hazırladığını belirten Ciravoğlu, bu ilaçların mesleğinin prestiji açısından da önemli olduğunu belirtti. Bir süredir yapma ilaç konusunda azalma olduğunu belirten Ciravoğlu, “Yapma ilaçlar eczacılık alanında önemli bileşenlerden biridir. Ancak çeşitli nedenler ile zaman içerisinde kullanımı ve reçete edilmesi azaldı. Son yıllarda tekrar canlanmaya başlandı. Bu konuda kurulan dernekler ile birlikte kamuoyu oluşturuldu. Reçeteler karşılık bulmaya başlayınca yapma ilaç da arttı” ifadelerini kullandı. Bu ilaçların doktorların verdiği reçeteye uygun olarak hazırlandığını belirten Ciravoğlu, yapma ilaçların taze olarak kullanılması gerektiğine dikkat çekti.  Daha çok dermatolojik olarak ilaç talebi olduğunu belirten Ciravoğlu, “Bu doktorun reçetesine göre yapılan bir ilaç türü. Her hastanın o anki durumuna göre özel olarak hazırlanan ilaç türü. Hastalığın semptomlarına göre doktorun belirli ölçülerde reçete ettiği ilaçlardır. Bizde bu reçeteye uygun olacak şekilde taze bir şekilde hastamıza hazırlayarak veririz. Taze hazırlanıp kullanılması gereken ilaç türleridir. Daha çok dermatoloji alanından gelen reçeteler oluyor. Kulak burun boğaz, dahiliye gibi bölümlerden de reçeteler gelir. Oral yoldan kullanılan çözeltiler şeklinde hazırladığımız ilaçlarda var. Bunların büyük kısmının piyasada karşılığı yok. dolayısı ile önemli bir boşluğu doldurmuş oluyor. Gayretle mesleğimizin içerisinde ki bu fonksiyonu yerine getirmeye çalışıyoruz. Uzun yıllardır tek eczane olarak Edirne’de yapıyorduk ancak son yıllarda birkaç arkadaşımız daha başladı ve daha da artacağını umuyoruz. Mesleğin prestiji açısından önemli bir konu” dedi. MEHMET EFECAN HIDIROĞLU

Gün: “Dünyada Antibiyotik Kullanma Lideriyiz” Haber

Gün: “Dünyada Antibiyotik Kullanma Lideriyiz”

Trakya Üniversitesi (TÜ) Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Genç Yeşilay Topluluğu koordinesinde TÜ İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda Trakya Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Klinik Eczacılık Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Ülkü Gün tarafından doğru ilaç kullanımı hakkında konferans düzenlendi. Düzenlenen programa TÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Öztürk ve öğrenciler katıldı. “ÇOK FAZLA ANTİBİYOTİK KULLANIYORUZ” Akıllı ilaç kullanımında Türkiye’nin durumu hakkında bilgi veren Gün, “Antibiyotik kullanımı ile ilgili birçok kamu spotu görmüşsünüzdür diye düşünüyorum. Çünkü dünyada ne yazık ki dereceye girdiğimiz bir konu bu. Dünyada antibiyotik kullanma lideriyiz ne yazık ki. Bu istediğimiz bir şey değil ama çok fazla antibiyotik kullanıyoruz. Hatta Sağlık Bakanlığı bu konuda özellikle akılcı ilaç kullanımı şubesi var Sağlık Bakanlığı'nın da. Bu konuda çok fazla çalışma yaptı” dedi. “ANTİBİYOTİKLER SADECE BAKTERİLERDE İŞE YARIYOR” Antibiyotikler hakkında bilgi veren Gün, “Hastalığa neden olabilen ve gözle görülmesi mümkün olmayan canlı diyebiliriz mikroba. Ama mikrobun içinde tabii ki virüs de var, mantar da vardır. Bakteri de var. Ama antibiyotikler sadece bakterilerde işe yarıyor. Yani o zaman bizim virüs ve mantar için antibiyotik kullanmamız tamamen gereksiz. Akılcı olmayan antibiyotik kullanıma giriyor. Antibiyotikte dedik ki bakterilerin sebep olduğu enfeksiyonların tedavisinde onların üremesini durduran ya da tamamen ortadan kaldıran ilaçlar. Yani antibiyotikle biz tamamen şifayı da sağlayabiliriz. Hastalığın ilerlemesini de durdurabiliriz. Hastalığın şiddetini azaltabiliriz. Hastalığın süresini kısaltabiliriz. Ama bir şekilde eğer sebep bakteriyse o zaman antibiyotik işe yarayacak yani antibiyotik kullanalım. Ama antibiyotiği virüs için kullanmayalım yani. Çünkü çok fazla viral solunum yolu hastalığı yaşanıyor günümüzde. Daha öncesinde de aslında birçok viral solunum yolu hastalığı vardı. Bunlar da gereksiz antibiyotik kullanmanın hiçbir faydası olmadığını bilelim. Yani mantarı, virüsle antibiyotik hiçbir işe yaramaz. Sadece bakterileri işe yarar” ifadelerine yer verdi. “HER HASTALIĞA ÖZGÜ BAŞKA BİR ANTİBİYOTİK OLDUĞU UNUTULMAMALI” Antibiyotik direnci hakkında açıklamalarda bulunan Trakya Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Klinik Eczacılık Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Ülkü Gün, “Bazen şunu fark ediyorum; mesela bir hastalıkla ilgili bir antibiyotik başlanmış. Kalan dozlar evde saklanıyor. Yine bir durum olursa bir ben o antibiyotikleri kullanırım diye. Halbuki her hastalığa özgü başka bir antibiyotik olabileceği unutulmaması lazım. Bizim kendi kendimize antibiyotiğe başlamamız o hastalığa uygun bir antibiyotik değilse zaten bir işe yaramayacak, o yüzden. Hani direnç açısından bu da çok önemli. Antibiyotiği düzgün kullanmamak başkalarının kul hakkında girmek bile diyebiliriz. Neden? Çünkü sadece bize zararı yok antibiyotiği düzgün kullanmamanın. Bu şekilde biz o mikroorganizmayı tam antibiyotikle öldürecekken antibiyotiği düzgün kullanmadığımız için hem o antibiyotiği tanımasını, güçlenmesini, direnç kazanmasını sonra da ölmeden hayatta kalmasını sağlıyoruz. Şimdi bize bir kere zararı var. Değil mi? Çünkü artık o dirençli bir mikro organizma oldu. O bir daha hastalık oluşturacak. İlacı zamanında kullanmadığımız için bir kez daha enfeksiyon oluşturduğunda artık aynı antibiyotikle tedavi edemeyeceğiz. Çünkü direnç kazandı. Peki başkasına nasıl zararı var? Aynı dirençli mikroorganizmayı ben yanımdakilere bulaştırırsam, etrafımdakilere çünkü bulaştırmak da çok kolay biliyorsunuz. Bir hapşırdığımızda hemen bulaştırabiliyoruz. Birçok yolla bulaşabiliyor. Artık o dirençli mikroorganizmayı bulaştırmış oluyoruz. Topluma tamamen o dirençli mikroorganizmayı yaymış oluyoruz. Halbuki düşündüğümüzde ben ilacımı düzgün kullanmadım. Ne yapalım? Akılsız başın cezasını ayaklar çeker. Bir daha doktora gideceğim. Bir daha ilaç alacağım. Bir daha ilaç kullanacağım diyebiliriz. Ama sadece bizi etkilemiyor. Yani bu gerçekten çok önemli. O yüzden hepimizin aklında kalmasını istiyorum” şeklinde konuştu. MERT ERİKİN

“Antibiyotik üretimi yetersiz kalıyor” Haber

“Antibiyotik üretimi yetersiz kalıyor”

Kış aylarının gelmesiyle antibiyotik kullanımlarındaki artış sebebiyle bazı antibiyotik ilaçlarına vatandaşların ulaşması zorlanmaya başladı. Konunun iki boyutu olduğunu söyleyen Edirneli Eczacı Şükrü Ciravoğlu, dünya üzerinde antibiyotik üretiminin yetersiz kaldığını söyledi. Bunun yanında sık kullanımdan dolayı bakterilerin antibiyotiklere direnç kazandığını da ifade eden Ciravoğlu; “Antibiyotik temininde ülkemizde olduğu kadar dünyada da sıkıntı var. Konunun iki yönü var; Birincisi antibiyotiklere karşı yıllar içinde gereğinden fazla kullanılması nedeniyle, bakterilere karşı direnç oluşturuldu. Dolayısıyla piyasadaki mevcut antibiyotiklerin birçoğu, mevcut bakterileri öldürmekte yetersiz kalıyor ve doktorlar etkili antibiyotik bulmakta zorlanıyorlar. İkinci yönü de her ne kadar reçeteye bağlandıysa da bilinçsiz tüketim. Üretim de yetmiyor. Bir taraftan hastalıklar artıyor, diğer taraftan ülkemizde ve dünyada nüfus artıyor. Bu ihtiyacı karşılayacak kadar antibiyotik ve etkili antibiyotik üretilemiyor. Yeni antibiyotik ve yeni zincirlerin bulunması da kolay bir şey değil. Çünkü bir antibiyotik, uzun çalışmaların sonucunda geliştirilip piyasaya verilebiliyor, 10-20 yıl gibi sürelerde oluşabilen bir durum bu. Dolayısıyla bir tıkanma söz konusu” dedi. “REÇETESİZ VERİLMEMESİ DOĞRU” Şu anda uygulanan yöntemin, reçetesiz verilmemesinin doğru olduğunu belirten Ciravoğlu; “Gerekli olan durumda antibiyotik kullanılması gerekiyor. Ancak doktorlarımızın buna dikkat etmesi gerekiyor. Ama maalesef bazı antibiyotik grupları piyasada yok, zor bulunuyor, çok kısıtlı geliyor. Üretim, bunu karşılamaya yetmiyor. Kış aylarında da soğuk algınlıkları, solunum yolu enfeksiyonları gibi bakteriyel kökenli hastalıkların artması nedeniyle antibiyotiklere ihtiyaç arttı. Dolayısıyla tüketim de arttı. Üretim yetişmiyor” ifadelerini kullandı. ŞENER ŞENTÜRK

“ÇÖZÜM BULUNMAZSA İLAÇ KRİZİ DERİNLEŞECEK” Haber

“ÇÖZÜM BULUNMAZSA İLAÇ KRİZİ DERİNLEŞECEK”

Son zamanlarda döviz kurunda yaşanan dalgalanmanın ilaç tedariğini ciddi şekilde etkilediğini belirterek “Vatandaşların üzerine yeni ek yük bindirilmeyecek şekilde yeni bir model oluşturulması gerekiyor” dedi. Edirne Eczacılar Odası Başkanı Gürkan Kılıcıgil, 2022 yılında başlayan ilaç krizinin etkisini göstermeye devam ettiğini söyledi. Kılıçcıgil, ilaç krizine çözüm geliştirilmediği takdirde Edirne’de vatandaşların kış aylarında eczanelerde ilaç bulma sorunuyla karşı karşıya kalacağını belirterek; “Kış zor geçecek” dedi. Kılıçcıgil, ithal ilaç firmalarının Türkiye pazarından çekilme durumunu Euro’nun etkisine bağlayarak; “İthal ilaç firmalarının yapmış olduğu piyasadan çekilme durumu direkt Euro’nun etkisiyle gerçekleşiyor. Ülkede Euro’nun kuru 28 TL geçti, 30 TL’lere dayandı. Ama ilaçtaki Euro kuru 14 TL. Yani ilaç fiyatların yüzde 50’sinin altında bir Euro kuru ödeniyor. Bu da maliyetleri Euro olduğu için yabancı ilaç şirketlerini ticari anlamda tatmin etmiyor. Bundan dolayı da ilaçlarını ülkeden çıkarmaya başladılar” ifadelerini kullandı. “BÖYLE GİDERSE İLAÇ SIKINTISI DERİNLEŞECEK” Kılıçcıgil, sorunun Türk Eczacılar Birliği ve ilaç üreticileri dernekleri tarafından çözüme kavuşturulup yeni bir formül bulunması gerektiğini belirleterek; “İthal ilaç firmaları birer ikişer ilaçlarını getirmemeye başlarsa burada sıkıntılar daha da kendini göstermeye başlayacak. İlerleyen dönemde sorun haline geleceği çok aşikâr. Bunun bir an önce çözülmesi gerekiyor. Türkiye’de bir ilaç sıkıntısı var. Böyle giderse daha da derinleşecek, içinden çıkılamaz bir hal alacak. Taraflarla oturulup gerek Türk Eczacıları Birliği gerek, ilaç üreticileri dernekleriyle beraber bu soruna çözüm bulunabilir. Yeni bir model nasıl oluşturulabileceği, fiyatlandırma ve ülkenin ekonomisi konuşulmalı. Şu anda vatandaşların üzerindeki ilaç maliyeti de çok yüksek ve çok ciddi fiyat farkları ödüyorlar. Özellikle ilaç kullananların emekli kesim olduğunu değerlendirirseniz, kronik ilaçlarda fiyat farkına çok yüksek paralar ödüyorlar ve bu durum artık vatandaşlarımız için zorlayıcı oluyor. Vatandaşların üzerine yeni ek yük bindirilmeyecek şekilde yeni model oluşturulması gerekiyor. Yoksa önümüzdeki kış zor geçecek” dedi. “ÇOCUK ŞURUPLARINDA SIKINTI İLE KARŞILAŞABİLİRİZ” Vatandaşların özellikle çocuk şuruplarına ulaşmakta sorunlar yaşayacağını söyleyen Kılıçcıgil; “Geçen dönem çocuk şuruplarında çok büyük bir kriz vardı. Özellikle cam şişeli ürünlerde öksürük şuruplarında depolarımızda bulunamıyordu. Bir çözüm üretilmediği takdirde bu dönemde de aynı sorunla karşılaşmamız çok muhtemel” sözlerine yer verdi. “YERLİ ÜRETİCİ ENFLASYON NEDENİYLE SIKINTILI” Kılıçcıgil, yerli üreticilerin yaşadığı sorunlara da değinerek; “Yerli ilaç üreticilerinin yaşadığı temel sıkıntı, enflasyon bazlı bir sıkıntıdır. Ülkedeki üretici enflasyonu, tüketici enflasyonundan daha da yüksek. O yüzden onların maliyetleri çok ciddi artarken, fiyatlar aynı oranda artırılamıyor. Onların üretimleri, kârları gitgide eriyor ve en sonunda ilaçları üretemez pozisyona getiriyorlar. 2022 yılında ülkede cam şişe bulunmadı. Çocuğunuzun şurubunu koyacağınız cam şişe bulunmadı. Onun maliyetini kurtarmıyordu. Bu durumun vatandaşın üstüne yıkılmaması lazım. Bu maliyetler açısından vatandaşta bıçak kemiğe dayandı. Yeni bir formül bulunup devletin bu konuda sorumluluk alması lazım” dedi. “BULGARLAR ARZ TALEP DENGESİNİ BOZAMAZ” Bulgaristan vatandaşların almış olduğu ilaçlarla Edirne’de ilaç bulma konusunda herhangi bir tehlikeye sebebiyet vermediklerini ve arz talep dengesini bozma ihtimallerinin bulunmadığını belirten Kılıçcıgil; “Bulgaristan vatandaşlarının almış olduğu ilaçların Edirne’deki ilaç arz talep dengesini bozma ihtimali yok. Bulgaristan zaten ülke olarak 5-6 milyonluk bir ülke. Orada yaşayan insanların sayısı sınırlı çünkü Bulgaristan’dan da Avrupa ülkelerine yoğun bir göç var. 5-6 milyonluk bir nüfusun içinden Edirne’ye gelip ilaç alan insanlar sınırlı. Onların, 90 milyonluk ülkenin üzerinde ilaç arz talep dengesini bozma ihtimali yok” diye konuştu. MERT ERİŞKİN

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Batı Ekspres - Edirne'nin Haber Sitesi En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.